+90 0312 418 28 20 info@guchukuk.com

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASININ HUKUK DAVALARINA ETKİSİ

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun  231.maddesinde işlenmiştir. HAGB özetle: Sanığın ceza kanunu anlamında bir suç işlediği sabit olmakla birlikte, sanığa yüklenen bu suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda karara bağlanan ceza, iki yıl  veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; bu cezanın şartlı bir şekilde 5 yıl boyunca ertelenmesidir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında belli bir denetim süresi boyunca bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade etmektedir. 5 yıllık olan  bu denetim süresi içerisinde hakkında HAGB’na karar verilmiş kişi kanunda öngörülmüş şartlara uygun davranmakla yükümlüdür; aksi halde mahkeme, açıklanması ertelenen hükmü açıklayacak ve kişinin işlediği suçtan dolayı aldığı cezanın uygulanmasına emredebilecektir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı İçin Gerekli Şartlar:

  • Sanık hakkında verilen cezanın 2 yıl veya daha az süreli olması yada adli para cezası olması gerekmektedir. HAGB kararı verilirken suçun niteliğinin hiç bir önemi yoktur. Yani suç taksirle veya kastla işlenmiş olabilir.
  • Sanık tarafından işlenen suçta ortaya maddi zarar çıktı ise bu zararın karşılanması gerekmektedir.
  • Sanık daha öncesinde kasıtlı bir suçtan dolayı ceza almamış olmalıdır. Kanun koyucu burada taksirle işlenen suçları HAGB’na engel görmemiştir. Yani sanık taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçlarından hüküm almış ise bu HAGB’na engel teşkil etmeyebilecektir.
  • Hakimin sanığın yeniden bir suç işlemeyeceğine dair olumlu yönde kanaat getirmesi gerekmektedir.
  • Son olarak sanık hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmiş olmalıdır.

 

Hakkında  hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın normal adli sicil sorgulamalarında bu suçtan dolayı herhangi bir sicil kaydı gözükmemektedir. Bu tür kararlar özel bir sistemde tutulur ve ancak hakim veya savcılar tarafından görülebilmektedir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı temyiz yolu kapalıdır. Sanık işlediği suç hakkında verilecek olan kararı temyiz etme kararında ise HAGB mahkemece onayına sunulduğunda bunu kabul etmemelidir.  Ancak sanık veya sanığın vekili hükmün açıklmasının geri bırakılmasına karar veren mahkemeye 7 gün içinde itiraz dilekçesi vererek karar itirazda bulunabilmektedir. Kararı veren mahkeme itiraz dilekçesini aldıktan sonra kendisi itirazı kabul edip kararını düzeltebilmektedir. Ancak kararı veren mahkemece itirazı yerinde görmez ise ; itiraz dilekçesini yetkili mahkemeye yollar. İtiraz dilekçesinin gönderileceği yetkili mahkeme tayin edilirken izlenecek yol şöyledir; HAGB’na karar veren mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi ise ititraz dilekçesinin incelemeye yetkili mahkeme o bölgedeki Ağır Ceza Mahkemesi’dir, HAGB’na karar veren mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi ise itiraz dilekçesini incelemeye yetkili mahkeme ise HAGB kararı veren Ağır Ceza Mahkemesini sıra numarası olarak takip eden Ağır Ceza Mahkemesi’dir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesinden itibaren sanık 5 yıl boyuna kasten işlenmiş bir suçtan hüküm almaz ise bu 5 yıllık süre sonunda açıklanması geri bırakılan suçtan dolayı aldığı hüküm ortadan kalkacak ve davanın düşmesine karar verilebilinecektir. Ancak sanık, bu 5 yıllık süre içinde kasten bir suç işler ise mahkeme açıklamasını geri bıraktığı hükmü açıklayacak ve sanığın HAGB’na konu olan suçtan infazı başlayacaktır. Aynı zamanda sanık kasten işlediği suçtan dolayı ayrı bir soruşturma ve kovuşturma sürecine tabii olacaktır.

HAGB’nin Hukuk Davalarına Etkisi:

Genel bir kural olarak Ceza Mahkemelerince verilen kararlar, Hukuk Mahkemeleri’nde hukuk hakimlerinide bağlamaktadır. Ancak HAGB kararında ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığından Ceza Mahkemesi’nce verilen bu kararın Hukuk Mahkemeleri’nin kararına etki edemeyeceği Yargıtay içtihatlarında açıklanmaktadır. Hukuk Genel Kurulu’nun E.2011/19-639, K.2012/30 sayılı kararırında aksi düşünüldüğü taktirde ortaya çıkacak sonuçlar ise şöyledir:

  • 5 yıllık denetim süresi içinde kasten bir suç işlendiği takdirde mahkemece hüküm açıklanacak ve sanığa temyiz hakkı doğacaktır, şayet yapılan temyiz incelemesinde ceza mahkemesi kararı bozulursa hukuk mahkemesi kararınında dayanağı ortadan kalkacak ve yargılamanın yenilenmesi gündeme gelecektir.
  • 5 yıllık denetim süresi bittikten sonra hukuk mahkemelerinde dava açıldığında ortada ceza mahkemesi kararı bulunmadığından , kanunlar uyarınca hukuk hakimini bağlayıcı bir karardan söz edilemeyecektir.
  • Bir olayda birden fazla sorumlu olduğu hallerde sanıklardan biri hakkında 5 yıllık süre içinde, diğeri hakkında 5 yıllık süre geçtikten sonra hukuk mahkemelerinde dava açılması halinde her iki davalı hakkında aynı olay sebebiyle farklı kararlar verilebilecektir. Bu durum gerçeklerşir ise de adalete olan güver sarsılacaktır.

 

Sonuç olarak maddi olgunun belirlenmesi yönünden, HAGB kararı kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, hukuk hakimini bağlamayacağının kabulu gerekmektedir. Nitekim yerleşik Yargıtay içtihatları bu yöndedir.

 

                                                                                                                                                Av. A. Gökçe GÖKER